menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 130

Soru 1 / 25

'Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.' atasözü aşağıdaki hangi durum için kullanılır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. 'Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.' atasözü aşağıdaki hangi durum için kullanılır?

    • A) Büyük çıkar sağlanan kimseden küçük fedakârlık beklenmesi
    • B) Küçük bir kazanç için büyük harcamalar yapılması
    • C) Ticaret yaparken kâr ve zararı dengede tutmak
    • D) Hayvan yetiştiriciliğinde küçük cüsseli hayvanların değerinin bilinmesi
    • E) Az vererek çok kazanma stratejisinin benimsenmesi

    'Kaz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ gelen yerden tavuk esirgenmez.' atasözü, büyük kazanç ya da yarar sağlanan bir kaynağa ya da kişiye küçük bir şey vermekten kaçınılmaması gerektiğini anlatır. Yani büyük çıkar sağladığın kişiye karşı küçük bir fedakârlıktan sakınmak doğru değildir. B seçeneği bu anlamı en doğru biçimde yansıtmaktadır.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'tuz biber ekmek' deyimi anlamına uygun kullanılmıştır?

    • A) Yemeğe tuz biber ekince lezzeti arttı.
    • B) Mutfakta tuz biber ekmeyi unutunca yemeği berbat etti.
    • C) Küçük bir hata yaparken bir de üstüne yalan söyleyince arkadaşı ona tuz biber ekti.
    • D) Tuz biber ekmeden önce durumu iyice değerlendirdi.
    • E) Annesi çocuğa tuz biber ekmemek için sert davranmaktan kaçındı.

    'Tuz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ biber ekmek' deyimi, zaten kötü olan bir durumu daha da ağırlaştırmak, üstüne acı katmak anlamına gelir. B seçeneğinde kişi, zaten var olan bir hatanın üstüne yalan söyleyerek durumu daha da kötü hale getirmiştir; deyim bu bağlamda doğru kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde deyim ya fiziksel tuz-biber ekleme anlamında kullanılmış ya da anlamsız bağlamlara yerleştirilmiştir.

  3. 3. 'Boş çuval dik durmaz.' atasözüyle anlatılmak istenen düşünceye en yakın yargı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Maddi imkânı yetersiz olan kişi toplumda itibar göremez.
    • B) İçi boş lafların hiçbir değeri yoktur.
    • C) Tembellik yapan insan başkalarına muhtaç olur.
    • D) Çok çalışan insan her zaman ayakta kalır.
    • E) Yeterli bilgi ve donanım olmadan hiçbir iş yapılamaz.

    'Boş‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çuval dik durmaz.' atasözü, geçim sıkıntısı çeken ya da maddi bakımdan yetersiz olan kişinin toplumda onurlu bir şekilde ayakta duramayacağını; yoksulluğun insanın duruşunu ve itibarını zedelediğini anlatır. B seçeneği bu anlama en yakın yargıyı içermektedir. E seçeneği bilgi eksikliğini ele aldığından, C seçeneği tembelliği öne çıkardığından atasözünün asıl anlamıyla tam örtüşmez.

  4. 4. "Ayağını yorganına göre uzat" atasözüyle anlam bakımından en yakın olan atasözü hangisidir?

    • A) Altını kazan kazanmaz, saklayan kazanır.
    • B) Boş torba dik durmaz.
    • C) Damlaya damlaya göl olur.
    • D) Hesaplı düşün, tasarruflu yaşa.
    • E) Elde var bin, ya ihtiyaç olursa?

    "Ayağını‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yorganına göre uzat" atasözü, imkânların ötesinde harcama yapılmaması, gelire göre yaşanması gerektiğini anlatır. "Elde var bin, ya ihtiyaç olursa?" atasözü de sahip olunanın sınırlı olduğunu ve bütçeyi aşan harcamalardan kaçınılması gerektiğini vurgular. Anlam bakımından birbirini en çok destekleyen bu iki atasözüdür. A ve E seçenekleri biriktirme/sabır temasını, D seçeneği ise yoksulluğun görünür olması temasını işler.

  5. 5. "İki cambaz bir ipte oynamaz" atasözünün anlamını en doğru şekilde yansıtan cümle hangisidir?

    • A) Aynı işi iyi yapan iki kişi aynı ortamda çatışmadan çalışamaz.
    • B) Yetenekli iki kişi güçlerini birleştirirse her engeli aşar.
    • C) Becerikli insanlar her zaman dikkatli ve temkinli davranır.
    • D) Çok becerikli kişiler genellikle farklı alanlarda uzmanlaşır.
    • E) Zor koşullarda yalnızca en yetenekliler hayatta kalır.

    "İki‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cambaz bir ipte oynamaz" atasözü; güç, yetenek veya otorite bakımından birbirine denk iki kişinin aynı alanda ya da aynı ortamda birlikte uyum içinde bulunmasının güç olduğunu, çatışma çıkacağını anlatır. A seçeneği uzmanlık alanlarına ayrılmayı anlatır ki bu atasözünün kapsamı dışındadır. E seçeneği ise tam tersi bir anlam taşır.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "köprüleri yakmak" deyimi doğru ve yerinde kullanılmıştır?

    • A) Adam, sağlığına kavuşmak için geçmişindeki tüm kötü alışkanlıklarla köprüleri yaktı.
    • B) Ressam, eski üslubunu terk edip köprüleri yakarak modern sanata yöneldi.
    • C) Yönetici, yıllarca çalıştığı kurumdan ayrılırken herkesin önünde bağırıp köprüleri yaktı.
    • D) Şirket, yeni yatırım alanlarını araştırmak için eski ortaklarıyla köprüleri yaktı.
    • E) Çocuk, sınava çalışmak için oyunla köprüleri yaktı.

    "Köprüleri‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yakmak" deyimi; bir kişiyle ya da kurumla ilişkileri geri dönülemez biçimde koparmak, uzlaşmayı olanaksız kılacak tavırlar sergilemek anlamına gelir. C şıkkında yöneticinin kurumdan ayrılırken herkese bağırması, geri dönüşü olmayan bir ilişki kopuşunu doğru biçimde yansıtır. A ve E seçeneklerinde "vazgeçmek/terk etmek" anlamı ön plana çıkmaktadır; bu deyimin kullanım alanı değildir.

  7. 7. "Mum dibine ışık vermez" atasözü, aşağıdaki durumların hangisini örneklendirmek için kullanılamaz?

    • A) Çocuklarına her türlü imkânı sağlayan bir annenin kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesi.
    • B) İyi bir öğretmenin kendi çocuğunun eğitimine yeterince vakit ayıramaması.
    • C) Başkalarına sürekli yardım eden bir kişinin kendi sorunlarıyla baş edememesi.
    • D) Bir aydınlatma uzmanının evindeki lambaların büyük bölümünün yanmaması.
    • E) Ülke dışında çok tanınan bir bilim insanının kendi şehrinde takdir görmemesi.

    "Mum‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ dibine ışık vermez" atasözü mecazi anlam taşır; başkalarına yararlı olan kişinin kendi yakın çevresine ya da kendisine aynı özeni gösterememesini anlatır. A, B, C ve D seçeneklerinin tamamında bu mecazi anlam mevcuttur. E seçeneğinde ise durum gerçek ve somuttur; atasözünün mecazi işleviyle örtüşmez, sadece yüzeysel bir sözcük benzerliği vardır.

  8. 8. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde iki atasözü birbiriyle çelişen anlamlar taşımaktadır?

    • A) "Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır." – "Her şeyin bir zamanı vardır."
    • B) "Komşu komşunun külüne muhtaçtır." – "Herkes kendi işine baksın."
    • C) "Bugünün işini yarına bırakma." – "Acele ile kazan yavaş gider."
    • D) "Bir musibet bin nasihatten yeğdir." – "Tecrübe en iyi öğretmendir."
    • E) "İş bilen kişinin işi pişer." – "Ustaya iş düşmez."

    "Komşu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ komşunun külüne muhtaçtır" dayanışmayı, birlikte yaşamanın gerekliliğini öğütlerken; "Herkes kendi işine baksın" başkasının işine karışmamayı, bireyselliği öğütler. Bu iki atasözü birbirinin tam karşısındaki değerleri savunduğundan çelişmektedir. B seçeneğinde de görünürde bir çelişki vardır; ancak "acele ile kazan yavaş gider" dikkatli ve özenli çalışmayı, "bugünün işini yarına bırakma" ertelememeyı anlatır; bunlar özünde birbirini tamamlayabilir.

  9. 9. "Deli ile çıkma yola, başına bin türlü bela" atasözünün hangi durumu anlatmak için kullanımı uygun değildir?

    • A) Dengesiz, öngörülemez biriyle iş ortaklığı kurmak.
    • B) Yabancı bir ülkede deneyimsiz bir rehberle tura katılmak.
    • C) Aceleci ve düşüncesiz bir arkadaşla uzun yolculuğa çıkmak.
    • D) Tartışmacı ve kavgacı biriyle ortak proje yürütmek.
    • E) Saldırgan ve kontrolsüz bir kişiyle aynı çatı altında çalışmak.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ atasözündeki "deli" sözcüğü klinik bir tanımı değil; dengesiz, kontrolsüz, öngörülemez, dürtüsel davranan kişileri mecazi olarak nitelendirir. A, B, C ve E seçeneklerinde bu anlam açıkça mevcuttur. D seçeneğinde ise kişi "deneyimsiz"dir; bu özellik atasözünde kastedilenin —yani tutarsız ve tehlikeli bir karakterin— dışında kalmaktadır. Deneyimsizlik ayrı bir kavramdır ve bu atasözünün kapsamına girmez.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ağzından laf almak" deyiminin anlamı yanlış verilmiştir?

    • A) Birinin sözünü bölüp onun yerine konuşmak.
    • B) Bir kişiyi ustalıkla konuştururak gizli bilgi edinmek.
    • C) Birinin bilmek istediği bir şeyi konuşturarak öğrenmek.
    • D) Sessiz ya da çekingen birini konuşturmayı başarmak.
    • E) Doğrudan sormadan dolaylı yollarla bilgi çıkarmak.

    "Ağzından‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ laf almak" deyimi; çeşitli yollarla, özellikle konuşturarak ya da ustalıkla birinin ağzından gizlediği ya da söylemek istemediği bilgileri çıkarmak demektir. A, B, C ve E seçeneklerinde bu anlam farklı biçimlerde doğru karşılanmaktadır. D seçeneğindeki "birinin sözünü bölmek" ise deyimin anlamıyla hiçbir şekilde örtüşmez; bu ayrı bir deyimin ("sözünü kesmek") tanımıdır.

  11. 11. Bir arkadaşıyla yıllardır sürdürdüğü tartışmada haklı olduğunu nihayet kabul ettiren bir kişi için aşağıdaki deyimlerden hangisi kullanılır?

    • A) Ağzının payını vermek
    • B) Sözünü yutmak
    • C) Taşı gediğine koymak
    • D) Lafı ağzında bırakmamak
    • E) Gözü açılmak

    "Taşı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ gediğine koymak" deyimi; uzun süren bir meselenin en uygun ve doğru çözüme kavuşturulması, her şeyin yerli yerine oturması, doğrunun en sonunda kabul görmesi anlamına gelir. Bu deyim, uzun süren bir tartışmada haklılığın sonunda kanıtlanması bağlamına tam oturur. "Ağzının payını vermek" azarlamayı, "sözünü yutmak" sözünden dönmeyi, "lafı ağzında bırakmamak" hızlı karşılık vermeyi, "gözü açılmak" ise farkındalık kazanmayı anlatır.

  12. 12. "Çivi çiviyi söker" atasözüyle anlam bakımından en uzak olan seçenek hangisidir?

    • A) Zor bir sorunu yine zor bir çözüm ortadan kaldırır.
    • B) Bir acıyı yeni ve güçlü bir acı giderebilir.
    • C) Bir aşkı ancak başka bir aşk unutturur.
    • D) Kötü bir alışkanlığı ancak daha güçlü bir alışkanlık yener.
    • E) Her derde deva olan tek bir yol mutlaka bulunur.

    "Çivi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ çiviyi söker" atasözü; bir şeyin, olumsuzluğunun ya da etkisinin, ancak benzeri ya da eşdeğer başka bir şeyle giderilebileceğini anlatır. A, B, C ve E seçeneklerinin tamamı bu özü farklı biçimlerde yansıtmaktadır. D seçeneğinde ise "her derde deva tek bir yol" fikri söz konusudur; bu atasözünün "benzer ile giderilir" ilkesiyle bağdaşmaz ve anlam bakımından en uzak seçenektir.

  13. 13. Aşağıdaki cümleler incelendiğinde, "pişmiş aşa su katmak" deyiminin hangi cümlede doğru kullanıldığı görülür?

    • A) Yazar, romanını pişmiş aşa su katarak kısa sürede tamamladı.
    • B) Sınavlar yaklaşınca öğrenci, pişmiş aşa su katarak çalışmaya başladı.
    • C) Müdür, neredeyse sonuçlanmış projeye son anda gereksiz değişiklikler isteyerek pişmiş aşa su kattı.
    • D) Uzlaşmaya yaklaşan taraflar, pişmiş aşa su katarak anlaşmayı hızlandırdı.
    • E) Aşçı, yemeğin tadı tutmayınca pişmiş aşa su katarak kurtarmaya çalıştı.

    "Pişmiş‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ aşa su katmak" deyimi; neredeyse tamamlanmış, son aşamasına gelmiş bir işe gereksiz müdahalede bulunarak onu bozmak, uzatmak ya da zorlaştırmak anlamına gelir. B seçeneğinde müdürün tamamlanmak üzere olan projeye son anda gereksiz değişiklikler istemesi bu anlamı doğru yansıtmaktadır. C seçeneğinde deyim gerçek anlamda kullanılmış, A, D ve E seçeneklerinde ise deyimin gerçek anlamından farklı bağlamlarda yanlış kullanılmıştır.

  14. 14. "Körle yatan şaşı kalkar" atasözünün ileti bakımından odaklandığı temel düşünce hangisidir?

    • A) Kötü şartlarda yaşayan kişinin zamanla o şartlara alışması kaçınılmazdır.
    • B) İnsanın çevresi onun sağlık durumunu doğrudan etkiler.
    • C) Zayıf irade sahibi biri, güçlü karakterlerin etkisine hemen girer.
    • D) İnsan, sürekli birlikte olduğu kişilerin olumsuz özelliklerini zamanla benimser.
    • E) Başkalarının hatalarından ders çıkarmayan kişi aynı hataları tekrarlar.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ atasözü; sürekli olarak olumsuz özelliklere sahip, yanlış alışkanlıkları olan biriyle yakın ilişki içinde bulunan kişinin zamanla bu özelliklerden etkileneceğini ve onları benimseyeceğini anlatır. Temel mesaj, kötü çevrenin kişiyi olumsuz yönde değiştirdiğidir. B seçeneği "alışmak" kavramını doğru yakalar gibi görünse de "kaçınılmazlık" vurgusu aşırıdır ve atasözünün uyarı niteliği taşıdığı gerçeğini göz ardı eder. C seçeneği hem "sürekli birliktelik" hem "benimseme" kavramlarını doğru biçimde barındırır.

  15. 15. "Bin ölç, bir biç" atasözüyle verilmek istenen öğütle örtüşen davranış aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bir öğretmen, sınavı erken teslim eden öğrencilere bonus puan verir.
    • B) Bir hekim, hastanın tüm test sonuçlarını değerlendirdikten sonra tedaviye karar verir.
    • C) Bir avukat, müvekkilinin dosyasını incelemeden duruşmaya katılır.
    • D) Bir yatırımcı, arkadaşının tavsiyesiyle hemen hisse senedi satın alır.
    • E) Bir mühendis, projeyi müşteriye sunmadan önce yalnızca kendi ekibiyle paylaşır.

    "Bin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ölç, bir biç" atasözü; herhangi bir karar vermeden veya bir işe girişmeden önce çok kez düşünülmesi, tüm ayrıntıların ve olasılıkların iyice incelenmesi gerektiğini öğütler. C seçeneğinde hekim, tüm verileri değerlendirdikten sonra karar vermektedir; bu durum atasözünün özüyle birebir örtüşür. D seçeneği tam tersine aceleci bir kararı, B seçeneği ise hazırlıksızlığı örnekler.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim, atasözü yerine; bir atasözü ise deyim yerine yanlış biçimde kullanılmıştır?

    • A) Bu işin kolayını bulduk, artık "taşıma su ile değirmen dönmez" diyebiliriz.
    • B) O kadar çok konuştu ki "söz gümüşse sükut altındır" atasözü tam ona göre.
    • C) Herkes ona yardım etti; adam gerçekten "elin oğluna" muhtaç kalmadı.
    • D) Uzun süre emek verdiği proje çöpe gidince adama "ağzı yanmış" diyebiliriz.
    • E) Sonunda doğruyu söyledi; "lafı dolandırmak" tan vazgeçti demek.

    "Taşıma‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ su ile değirmen dönmez" atasözü; geçici, düzensiz ve sürdürülemez bir kaynakla uzun vadeli bir işin yürütülemeyeceğini anlatır. A seçeneğinde ise "işin kolayını bulduk" söylemi, bu atasözüyle çelişen bir anlam taşımaktadır; atasözü kolay çözüm için değil, geçici kaynağın yetersizliğini vurgulamak için kullanılır. Dolayısıyla atasözü bağlamıyla tutarsız biçimde yerleştirilmiştir. Diğer seçeneklerde de tartışmalı kullanımlar olsa da A seçeneği en belirgin çelişkiyi barındırır.

  17. 17. "Eşeği düğüne çağırmışlar; ya odun eksik, ya su" atasözü aşağıdaki durumların hangisini anlatmak için kullanılır?

    • A) Bir topluluğa sonradan katılan kişinin uyum sağlayamaması.
    • B) Yeteneksiz birinin her işe talip olması ve sonunda başarısız olması.
    • C) Birini aşağılamak için önemsiz işlere koşturanların sonunda pişman olması.
    • D) Davet edilmediği hâlde bir yere gelen kişinin rahatsızlık yaratması.
    • E) Liyakatsiz ya da uygunsuz birinin önemli bir göreve getirilince sadece yük olması.

    Bu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ atasözünde eşeğin düğüne çağrılması, uygunsuz ya da liyakatsiz birinin önemli bir yere getirilmesini temsil eder. Eşeğin orada "odun taşımak, su taşımak" gibi ağır işlere koşturulması ise böyle birinin asıl amacına hizmet etmek bir yana, yük ve sorun olmaya başladığını gösterir. Atasözü, yanlış kişiyi yanlış yere getirmenin hem o kişiye hem de ortama zarar verdiğini uyarır. B seçeneği bu yorumu en doğru biçimde karşılamaktadır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'eli kulağında' deyimi yanlış kullanılmıştır?

    • A) Komşumuzun bebeği eli kulağında, her an doğum yapabilir.
    • B) Eli kulağında olan maç için taraftarlar saatler öncesinden tribünlere doldu.
    • C) Baharın gelmesi eli kulağında, çiçekler tomurcuklanmaya başladı.
    • D) Emekliliği eli kulağında olan memur, yıllarca özlemle bekledi.
    • E) Sınav eli kulağında, hâlâ ders çalışmıyor musun?

    'Eli‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kulağında' deyimi, beklenen bir şeyin gerçekleşmesine az kaldığını, yakın olduğunu ifade eder. E şıkkında ise maçın yakın olduğu belirtilmektedir ancak cümlenin devamında taraftarların 'saatler öncesinden' geldiği söylenmekte, bu da deyimin kullanımıyla çelişmektedir. Maç henüz çok yakın değilken taraftarların saatler öncesinden gelmiş olması, deyimin bağlamıyla uyuşmaz. Diğer seçeneklerde deyim doğru ve tutarlı biçimde kullanılmıştır.

  19. 19. 'Nalıncı keseri gibi yontmak' atasözüyle anlamca en yakın olan aşağıdaki atasözü hangisidir?

    • A) Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
    • B) Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
    • C) Her koyun kendi bacağından asılır.
    • D) Körle yatan şaşı kalkar.
    • E) Cambaz yüksekten bakar, aşağısını görmez.

    'Nalıncı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ keseri gibi yontmak' deyimi, her şeyi kendi çıkarına göre, kendine yarayacak biçimde yorumlamak anlamına gelir. 'Körle yatan şaşı kalkar' atasözü ise kötü veya bencil kişilerle birlikte olanın onların huyu suyundan etkileneceğini anlatır; ancak bu seçenekler arasında en yakın anlam C şıkkındadır çünkü her ikisi de bireyin kendi penceresinden, çarpık bir bakış açısıyla hareket etmesini ima eder. Diğer seçenekler tümüyle farklı anlamlar taşımaktadır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, cümleye yanlış anlam katmıştır?

    • A) Defalarca aynı hatayı yapan öğrenci sonunda bu dersi <u>kulağına küpe etti</u>.
    • B) Sınavda kopya çektiği için okuldan uzaklaştırılan öğrenci, bu ibret verici anı <u>kulağına küpe etti</u>.
    • C) Patronun sert tepkisinden sonra asistan bir daha geç gelmemeye <u>kulağına küpe etti</u>.
    • D) Trafik kazası geçiren adam, o günden sonra emniyet kemerini takmayı <u>kulağına küpe etti</u>.
    • E) Müdür, toplantıda söz alan her çalışanın fikrini dinleyerek <u>kulağına küpe etti</u>.

    'Kulağına‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ küpe etmek' deyimi, acı bir deneyimden ya da uyarıdan ders alarak bir daha aynı hatayı yapmamayı öğrenmek anlamına gelir. A şıkkında müdürün çalışanların fikirlerini dinlemesi söz konusudur; bu durum bir hatadan ders çıkarma değil, bilgi toplama eylemidir. Dolayısıyla deyim burada anlam bütünlüğünü bozmaktadır. B, C, D ve E şıklarında ise deyim, bir hatadan ya da olumsuz deneyimden ders çıkarmak bağlamında doğru kullanılmıştır.

  21. 21. Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin açıklaması yanlış verilmiştir?

    • A) 'Çivi çiviyi söker' → Bir sorunu çözmek için benzer bir güce ya da yönteme başvurmak gerekebilir.
    • B) 'Taşıma suyla değirmen dönmez' → Dışarıdan sağlanan geçici destekle kalıcı başarı elde edilemez.
    • C) 'Sakla samanı gelir zamanı' → Bir gün işe yarayacağı düşüncesiyle gereksiz şeyleri biriktirmek doğru değildir.
    • D) 'Mum dibine ışık vermez' → İnsanlar başkalarına yardım ederken kendi yakınlarını ihmal edebilir.
    • E) 'Damlaya damlaya göl olur' → Küçük şeylerin birikmesiyle büyük sonuçlara ulaşılabilir.

    'Sakla‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ samanı gelir zamanı' atasözü, şu an için değersiz ya da gereksiz görünen şeylerin ileride işe yarayabileceğini; bu yüzden hiçbir şeyin atılmaması gerektiğini anlatır. Olumlu bir öğüt içerir. C şıkkında ise bu atasözü 'gereksiz şeyleri biriktirmenin doğru olmadığı' şeklinde olumsuz ve yanlış biçimde açıklanmıştır. Diğer seçeneklerdeki açıklamalar atasözlerinin gerçek anlamlarıyla uyuşmaktadır.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ağzından baklayı çıkarmak' deyimi doğru kullanılmıştır?

    • A) Uzun süre konuşmayan Ahmet, sonunda ağzından baklayı çıkararak herkesi susturdu.
    • B) Konuşmakta zorlanan çocuk, ağzından baklayı çıkararak ilk cümlesini kurdu.
    • C) Sırrını saklayan yaşlı adam, ağzından baklayı çıkarmamak için direnmeye devam etti.
    • D) Saatlerce ikna etmeye çalışılan müdür, ağzından baklayı çıkararak maaş zammını onayladı.
    • E) Sorgulamalar sonucunda şüpheli, ağzından baklayı çıkararak suç ortağının adını söyledi.

    'Ağzından‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ baklayı çıkarmak' deyimi, uzun süre saklanılan, zor söylenen bir gerçeği ya da sırrı nihayet açıklamak anlamına gelir. C şıkkında şüphelinin uzun sorgulamalar sonucunda sakladığı bilgiyi (suç ortağının adını) açıklaması bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. A şıkkında 'herkesi susturmak' için söz almak farklı bir anlam taşır. B şıkkında onay vermek, D şıkkında konuşmakta güçlük çeken bir çocuğun ilk cümlesini kurması deyimin anlamıyla örtüşmez. E şıkkında ise deyim olumsuz yapıda doğru kullanılmış gibi görünse de 'direnmeye devam etti' ifadesi deyimin tam zıttı bir durumu anlatmaktadır; deyim burada gerçekleşmeyen eylem için değil, gerçekleşen açıklama için kullanılır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'göz yummak' ve 'göz koymak' deyimlerinden biri ya da her ikisi yanlış kullanılmıştır?

    • A) Müdür, çalışanların küçük hatalarına göz yumarken yeni gelen araba parkına göz koymuştu.
    • B) Avcı, ormandaki en güzel geyiğe göz koyarken çevreciler bu avlanmaya göz yumdu.
    • C) Zengin iş adamı, rakibinin şirketine göz koymuş ancak ortaklar buna göz yummamıştı.
    • D) Patron, kasadan para çalan çalışanına göz yumarak ona bir kez daha göz koydu.
    • E) Komşu, bizim bahçemizdeki meyve ağaçlarına göz koymuş; biz de bu duruma göz yumamıyoruz.

    'Göz‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yummak' bir hatayı ya da olumsuz durumu fark etmesine rağmen görmezden gelmek, hoşgörüyle karşılamak anlamındadır. 'Göz koymak' ise bir şeyi elde etmek istemek, ona sahip olmaya niyetlenmek anlamına gelir. E şıkkında 'patron, para çalan çalışanına göz yumarak ona bir kez daha göz koydu' cümlesi anlamsızdır; çünkü patronun çalışanına 'göz koyması' yani onu elde etmek istemesi bağlamla uyuşmamaktadır. Cümle büyük olasılıkla 'göz kulak olmak' gibi farklı bir deyimi kastetmektedir. Diğer seçeneklerde her iki deyim de doğru bağlamlarda kullanılmıştır.

  24. 24. Bir yöneticinin bütün kararları merkezde toplaması, yetkiyi kimseyle paylaşmaması durumunu anlatan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Boş çuval dik durmaz.
    • B) Yük taşıyan eşek değil, taşıyan bilir.
    • C) Bir elde iki karpuz tutulmaz.
    • D) İt ürür kervan yürür.
    • E) Aşçı çok olunca çorba ya tuzlu ya tuzsuz olur.

    Bir‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yöneticinin her şeyi tek elde toplaması, yetkiyi paylaşmak istememesi durumunda oluşabilecek karışıklık ve verimsizliği anlatan atasözü 'Aşçı çok olunca çorba ya tuzlu ya tuzsuz olur' değil; bu atasözü aslında iş bölümünün olmadığı, herkesin her şeye karıştığı ortamlarda işlerin bozulduğunu anlatır. Ancak sorudaki senaryoya en yakın anlam B şıkkındadır: tek elden yönetim yerine çok başlılık durumunda işlerin aksadığını ifade eder ve bu senaryonun tersine, yetki dağılımının gerekliliğini vurgular. Diğer seçenekler farklı durumları anlatmaktadır.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, gerçek anlamıyla (mecaz olmayan anlamda) kullanılmıştır?

    • A) Doktor, hastanın nabzını tutarak durumunu değerlendirdi.
    • B) Çocuk ağaçtan düştüğünde dili tutuldu.
    • C) Adam saatlerce bekledi; sonunda canından bezdi.
    • D) Maçı kaybeden takım başını dik tutarak sahadan ayrıldı.
    • E) Sınav sonuçları açıklanınca yüreği ağzına geldi.

    Deyimler‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genellikle sözcüklerin mecaz anlamlarından oluşur. E şıkkında 'nabzını tutmak' ifadesi, doktorun hastanın nabzını gerçekten elle muayene etmesi anlamında kullanılmıştır; bu fiziksel bir eylemdir ve mecaz değildir. A şıkkında 'canından bezmek' bıkmak-usanmak anlamında mecazdır. B şıkkında 'dili tutulmak' konuşamamak, şaşırmak anlamında mecazdır. C şıkkında 'yüreği ağzına gelmek' çok korkmak anlamında mecazdır. D şıkkında 'başını dik tutmak' onurlu davranmak anlamında mecazdır.