menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 112

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ağır' sözcüğü diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ağır' sözcüğü diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

    • A) Bu çantayı taşımak çok ağır geldi.
    • B) O, ailesi içinde en ağır başlı kişiydi.
    • C) Adam, ağır ağır yürüyerek kapıya yaklaştı.
    • D) Fabrikadan gelen ağır koku sokağa kadar yayıldı.
    • E) Hastanın durumu oldukça ağırdı.

    'Ağır'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü A'da 'taşıması güç, yük gerektiren', B'de 'tehlikeli, ciddi', C'de 'yavaş yavaş', D'de 'vakarlı, temkinli' anlamında kullanılmıştır. E seçeneğinde ise 'keskin, bunaltıcı' anlamında kullanılmış olup bu anlam diğerlerinden farklı bir duyusal (koku) bağlamına işaret etmektedir.

  2. 2. 'Konuşmalarında her zaman çok açık sözlü olurdu.' cümlesindeki 'açık' sözcüğüyle aynı anlamda kullanıldığı seçenek hangisidir?

    • A) Bugün hava çok açık, bulut yok.
    • B) Hesap açık kalmış, kapatmak gerekiyor.
    • C) Dürüst ve açık insanlarla çalışmayı severim.
    • D) Kapıyı açık bırakmışsın, kapat.
    • E) Bu renk biraz daha açık, koyu olanı getir.

    Soru‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlesinde 'açık sözlü' ifadesindeki 'açık', 'dürüst, samimi, içtenlikle konuşan' anlamındadır. B seçeneğinde de 'açık' sözcüğü 'dürüst, samimi' anlamıyla kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise sırasıyla 'bulutsuz', 'kapalı olmayan' ve 'soluk (renk)' anlamları söz konusudur.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Tarladan <u>olgun</u> buğdayları biçtiler.
    • B) Meyveler henüz <u>olgun</u> değil, birkaç gün daha bekleyelim.
    • C) Satıcı, <u>olgun</u> meyveleri ayrı bir sepete koydu.
    • D) <u>Olgun</u> bir insan her zaman düşünerek konuşur.
    • E) Bahçedeki <u>olgun</u> domatesleri topladık.

    'Olgun'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sözcüğü temel anlamıyla 'tam gelişmiş, yenmeye hazır meyve veya tahıl' demektir. A, C, D ve E seçeneklerinde bu temel anlam kullanılmıştır. B seçeneğinde ise 'olgun' sözcüğü 'deneyimli, aklı başında, duygusal açıdan gelişmiş' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır.

  4. 4. 'Sarı' sözcüğünün aşağıdaki cümlelerin hangisinde temel anlamı dışında kullanıldığı görülmektedir?

    • A) Güneş battıkça gökyüzü sarıya büründü.
    • B) Sarı basın kartı taşıyan gazeteciler içeri alındı.
    • C) Sonbaharda yapraklar sarıya döner.
    • D) Tarlalar sarı çiçeklerle dolup taşmıştı.
    • E) Çocuğun sarı saçları rüzgârda dalgalanıyordu.

    'Sarı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ basın kartı' ifadesinde 'sarı' rengi değil, bir tür basın kimliği/statüsünü ifade eden bir terim niteliği taşımaktadır. Bu kullanım temel renk anlamının dışında, ad aktarmasıyla oluşan özelleşmiş bir anlama sahiptir. Diğer seçeneklerde 'sarı' doğrudan renk anlamıyla kullanılmıştır.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kesmek' sözcüğü 'bir şeye son vermek, durdurmak' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Telefonu kesmeden önce bir şey söylemek istedi.
    • B) İnşaat için ağaçları kestiler.
    • C) Kasap, eti ince ince kesti.
    • D) Soğuk hava parmaklarını kesti.
    • E) Terziye, kumaşı şekle göre kestirdi.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'telefonu kesmek' ifadesi 'telefon görüşmesini sona erdirmek, kapatmak' anlamında kullanılmış olup bu anlam 'bir şeye son vermek, durdurmak' anlamına karşılık gelir. A'da 'bölmek, parçalamak', B'de 'acı vermek, uyuşturmak', C'de 'devirmek, budamak', E'de ise 'biçmek' anlamları söz konusudur.

  6. 6. 'Elinden iş gelmez.' cümlesindeki 'el' sözcüğüyle aşağıdakilerin hangisinde aynı anlamda kullanılmıştır?

    • A) Müzikte eli çok iyiydi.
    • B) El kapısında çalışmak istemiyordu.
    • C) Kapı eline yapışmış gibiydi, çıkamıyordu.
    • D) Elde kalan tek fırsatı da kaçırdı.
    • E) Elini uzatarak selamlıyordu herkesi.

    Soru‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlesinde 'elinden iş gelmez' deyimsel bir yapıya yakın olsa da burada 'el', 'beceri, yetenek, marifet' anlamında kullanılmaktadır. D seçeneğinde de 'eli iyi olmak' ifadesindeki 'el' sözcüğü 'beceri, yetenek' anlamıyla kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'el' sırasıyla organ, 'sahip olunan', 'başkasının kapısı/işyeri' ve nesne anlamlarında kullanılmıştır.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında 'eş anlamlılık (eş değerlik)' değil, 'yakın anlamlılık' ilişkisi kurulmaya çalışılmış ancak yanlış kullanım söz konusudur?

    • A) Beni bıraktı – Beni terk etti.
    • B) Çabuk geldi – Hızlı geldi.
    • C) Göreve başladı – Vazifeye girişti.
    • D) Kitabı ödünç aldım – Kitabı emanet aldım.
    • E) Kapıyı kapattı – Kapıyı örttü.

    'Ödünç‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ almak' geri verilmek üzere almayı ifade ederken 'emanet almak' bir şeyi korumak üzere geçici olarak teslim almayı ifade eder. Bu iki kavram birbirinden anlam bakımından belirgin biçimde ayrılır; 'ödünç' ve 'emanet' eş anlamlı değil, yanlış biçimde eş anlamlı gibi sunulan farklı kavramlardır. Diğer seçeneklerde eş anlamlı ya da yakın anlamlı sözcükler doğru bağlamda kullanılmıştır.

  8. 8. 'Sesin çıkmıyor, daha yüksek sesle konuş.' cümlesindeki 'yüksek' sözcüğünün kullanım anlamıyla örtüşen seçenek aşağıdakilerin hangisidir?

    • A) Bu ay maaşı biraz yüksek geldi.
    • B) Yüksek ateş çocuğu bitap düşürmüştü.
    • C) Yüksek dağlar karlı olur.
    • D) Radyonun sesini biraz yükselt.
    • E) Yüksek perdeden konuşmak doğru değil.

    Soru‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlesinde 'yüksek sesle' ifadesi 'şiddetli, güçlü ses' anlamında kullanılmaktadır. D seçeneğinde de 'sesin yükseltilmesi' ifadesiyle aynı anlam söz konusudur; yani ses şiddetini artırmak kastedilmektedir. A'da 'rakımı fazla', B'de 'fazla, çok', C'de 'kibirli, küçümseyici bir tutumla (mecaz)', E'de ise 'derece olarak fazla' anlamları kullanılmıştır.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'taş' sözcüğü somut anlamından uzaklaşarak soyut bir anlam kazanmıştır?

    • A) O sözler kalbime taş gibi çöktü.
    • B) Taşı yerinden oynatmak çok zordu.
    • C) Yolda büyük bir taşa takılıp düştü.
    • D) Bahçenin duvarı taşlarla örülmüştü.
    • E) Çocuklar dereye taş atarak oynuyordu.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'taş gibi çökmek' ifadesi, taşın fiziksel ağırlığından yola çıkılarak soyut bir his olan 'ağır bir üzüntü, yük hissi' anlamına mecaz yoluyla genişlemiştir. 'Kalbime taş gibi çöktü' cümlesinde 'taş' nesne değil, duygusal bir ağırlığı simgeleyen soyut bir anlam taşımaktadır. Diğer seçeneklerde 'taş' sözcüğü fiziksel, somut anlamıyla kullanılmıştır.

  10. 10. 'Baş' sözcüğünün aşağıdaki cümlelerin hangisinde diğerlerinden farklı bir işlevle kullanıldığı görülmektedir?

    • A) Toplantıda baş köşeye oturtuldu.
    • B) Başını kaldırıp pencereden dışarı baktı.
    • C) Ekibin başı her zaman o olurdu.
    • D) Projenin başına getirildi.
    • E) Bu işin başını o çekiyor.

    A,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ B, D ve E seçeneklerinde 'baş' sözcüğü 'lider, önde gelen, sorumlu, birincil' gibi mecaz anlamlarda kullanılmıştır. C seçeneğinde ise 'başını kaldırmak' ifadesindeki 'baş' sözcüğü vücudun baş kısmını, yani anatomik anlamda kafayı ifade etmektedir. Bu nedenle C, diğerlerinden farklı olarak temel (somut) anlamında kullanılmıştır.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'vermek' eylemi sözlükteki temel anlamından farklı, yan anlamlı olarak kullanılmıştır?

    • A) Arkadaşına kitabını verdi.
    • B) Parayı kasiyere verdi.
    • C) Kapıcıya anahtarı verdi.
    • D) Odadan güzel bir koku veriyordu.
    • E) Öğretmen öğrencilere sınav kağıdını verdi.

    'Vermek'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eyleminin temel anlamı 'bir şeyi başkasına teslim etmek'tir. A, B, D ve E seçeneklerinde bu temel anlam kullanılmıştır. C seçeneğinde ise 'koku vermek' ifadesi, bir mekândan koku yayılması anlamına gelir; burada bir nesnenin başkasına teslim edilmesi değil, bir özelliğin dışarıya yayılması söz konusudur. Bu kullanım 'vermek' eyleminin kazandığı yan anlamı yansıtmaktadır.

  12. 12. 'Düşmek' eyleminin aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'yakışmak, uygun gelmek' anlamında kullanıldığı görülmektedir?

    • A) O sözler benim kulağıma hoş düştü.
    • B) Fiyatlar yüzde otuz düştü.
    • C) Çocuk bisikletten düştü.
    • D) Merdivenden inerken düştü.
    • E) Yapraklar yere düşmeye başladı.

    'Hoş‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ düşmek' ifadesinde 'düşmek' eylemi 'yakışmak, hoş gelmek, uygun gelmek' anlamında kullanılmıştır. Bu, eylemin mecaz yoluyla kazandığı özel bir anlamdır. A ve C'de 'yerçekimiyle aşağıya gitmek' (temel anlam), D'de 'yere inmek', E'de ise 'azalmak' anlamlarında kullanılmıştır.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük 'ad aktarması (mecaz-ı mürsel)' yoluyla anlam değişimine uğramıştır?

    • A) Zamanın <u>dişleri</u> her şeyi aşındırır.
    • B) Ankara bu konuda kesin kararını açıkladı.
    • C) Bu işte <u>eli</u> olan herkesi aradılar.
    • D) Kalbim sana <u>kapalı</u>.
    • E) Masanın <u>ayağı</u> kırılmış.

    Ad‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ aktarması (mecaz-ı mürsel), bir sözcüğün benzetme amacı gütmeksizin ilgi ilişkisiyle başka bir kavramı ifade etmesidir. B seçeneğinde 'Ankara', şehri değil orada bulunan hükümeti veya yetkili makamı temsilen kullanılmıştır; yer adı, oradaki kurum yerine geçmiştir. Bu bir ad aktarmasıdır. A'da 'ayak' istiare, C'de 'el' mecaz, D'de 'kapalı' mecaz, E'de 'dişler' istiare içermektedir.

  14. 14. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen sözcük çifti arasında 'zıt anlamlılık' değil, 'karşıtlık' ilişkisi vardır?

    • A) Şehirli – Köylü
    • B) Zengin – Fakir
    • C) Gelmek – Gitmek
    • D) Açık – Kapalı
    • E) Uzak – Yakın

    Zıt‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlamlılıkta sözcükler aynı ölçeğin iki ucunda yer alır ve aralarında dereceli bir ilişki vardır (uzak-yakın, açık-kapalı, zengin-fakir). Karşıtlıkta ise iki sözcük birbirini dışlayan ama aynı ölçekte olmayan kavramları ifade eder. D seçeneğinde 'şehirli' ve 'köylü' zıt anlamlı değil, birbirinin karşıtı olan yaşam biçimi kategorileridir; bu ikisi arasında dereceli bir ilişki kurulamaz, ikisi de nötr ve birbirini dışlayan kavramlardır. Karşıtlık, zıt anlamlılıktan daha geniş ve farklı bir kavramdır.

  15. 15. 'Gözden düşmek' deyiminin anlamına en yakın ifadeyi içeren cümle aşağıdakilerin hangisidir?

    • A) Uzun süredir görüşmediği dostlarını özlemişti.
    • B) Yüzüğünü düşürünce onu aramaktan gözleri yoruldu.
    • C) Yaptığı hatalar sonucunda herkesin sevgi ve saygısını yitirdi.
    • D) Gözlerinde oluşan rahatsızlık onu uzun süre korkuttu.
    • E) Bir türlü farkına varılamadı, görmezden gelindi.

    'Gözden‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ düşmek' deyimi 'birinin gözündeki değerini, itibarını yitirmek; saygınlığını kaybetmek' anlamına gelir. A seçeneğinde 'herkesin sevgi ve saygısını yitirdi' ifadesi bu anlama tam olarak karşılık gelmektedir. B'de fiziksel bir düşürme olayı, C'de özlem, D'de sağlık sorunu, E'de ise görmezden gelinme anlamı söz konusudur.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kesmek' fiili diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

    • A) Sigara içmeyi birden kesti.
    • B) Soğuk hava yüzümü kesiyor.
    • C) Bıçakla ekmeği ortadan kesti.
    • D) Berberde saçlarımı kestirdim.
    • E) Kasap eti ince ince kesti.

    'Kesmek'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ fiili A, B, C ve E seçeneklerinde 'bir nesneyi bölmek, ayırmak, biçimlemek' gibi somut ve mekanik bir eylem anlamında kullanılmıştır. D seçeneğinde ise 'bir alışkanlığa veya eyleme son vermek' anlamında kullanılmış olup bu mecaz bir kullanımdır ve diğerlerinden anlam bakımından ayrılır.

  17. 17. 'Gönlü tok, gözü aç bir insandı.' cümlesinde altı çizili sözcüklerin anlam özellikleri için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A) Her iki sözcük de temel anlamıyla kullanılmıştır.
    • B) Her iki sözcük de yan anlamıyla kullanılmıştır.
    • C) 'Tok' mecaz, 'aç' temel anlamıyla kullanılmıştır.
    • D) 'Tok' temel, 'aç' mecaz anlamıyla kullanılmıştır.
    • E) Her iki sözcük de mecaz anlamıyla kullanılmıştır.

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ 'gönlü tok' ifadesi 'kanaatkâr, yetinmesini bilen' anlamında; 'gözü aç' ifadesi ise 'hırslı, doymak bilmez' anlamında kullanılmıştır. Her iki sözcük de fizyolojik bir durumu değil, insan karakterini nitelendirmektedir. Dolayısıyla her ikisi de mecaz anlamıyla kullanılmıştır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcük ad aktarması (mecaz-ı mürsel) yoluyla kullanılmıştır?

    • A) Sabahın soğuğunda yüzü morarmıştı.
    • B) Ankara bu konuda henüz bir karar vermedi.
    • C) Aslan gibi cesur bir adamdı o.
    • D) Zaman geçtikçe yaralar iyileşir.
    • E) Kalbim sızlıyor, ona bir türlü küsemedim.

    Ad‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ aktarması, bir kavramın onunla ilgili başka bir kavramın adıyla anılmasıdır. C seçeneğinde 'Ankara' sözcüğü Türkiye'nin başkenti olan şehri değil, orada bulunan hükümeti ya da devleti temsil etmektedir; bu bir ad aktarmasıdır. A seçeneğinde duygu aktarımı, B seçeneğinde temel anlam, D seçeneğinde benzetme (teşbih), E seçeneğinde ise kişileştirme söz konusudur.

  19. 19. Aşağıdaki dizelerin hangisinde hem kişileştirme (teşhis) hem de abartma (mübalağa) bir arada kullanılmıştır?

    • A) Dağlar uzaktan mavi görünür, yaklaştıkça yeşilleşir.
    • B) Gözyaşlarım sel oldu, şehri bastı, boğdu acıyı.
    • C) Deniz hırıldadı, dalgalar kıyıya vurdu.
    • D) Güneş yavaşça battı ufkun ardına.
    • E) Rüzgâr fısıldadı, yapraklar titredi sessizce.

    Kişileştirme,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ insan dışı varlıklara insan özelliği yüklemektir. Abartma ise bir şeyi gerçek boyutunun çok üstünde ya da altında göstermektir. C seçeneğinde 'gözyaşlarım sel oldu' ifadesi abartmayı, 'şehri bastı, boğdu' ifadesi ise gözyaşlarına ve sele insana özgü eylemler yüklemesi bakımından kişileştirmeyi barındırmaktadır. B seçeneğinde yalnızca kişileştirme vardır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'çıkmak' fiili 'ortaya çıkmak, belirmek' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Şehirden bir an önce çıkmak istiyordu.
    • B) Ortada beklenmedik bir sorun çıktı.
    • C) Sabah erkenden evden çıktı.
    • D) Bu iş elinden çıkmış gibi görünüyor.
    • E) Dağın zirvesine güçlükle çıktık.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'bir mekândan ayrılmak', B seçeneğinde 'yukarı doğru gitmek', D seçeneğinde 'birine ait olmak veya üretilmek', E seçeneğinde 'bir yerden uzaklaşmak' anlamları vardır. C seçeneğinde ise 'bir sorunun var olmaya başlaması, belirmesi' anlamında kullanılmış olup bu 'ortaya çıkmak, belirmek' anlamına karşılık gelmektedir.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama (kinaye) sanatı kullanılmıştır?

    • A) Deniz dalgalandı, gemiler sallandı.
    • B) Karanlık gecede yıldızlar parıldıyordu.
    • C) O gün gözlerini hayata yumdu.
    • D) Çiçekler soldu, bahçe ıssızlaştı.
    • E) Sevinci içine sığmayan çocuk koştu.

    Dolaylama‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ (kinaye), hem gerçek hem de mecaz anlamı olan bir ifadede, mecaz anlamın kastedildiği ancak gerçek anlamın da akla getirildiği söz sanatıdır. B seçeneğinde 'gözlerini hayata yumdu' ifadesinin gerçek anlamı 'gözlerini kapatmak'tır; ancak burada mecaz anlamıyla 'hayatını kaybetti, öldü' kastedilmekte, her iki anlam da aynı anda zihinlerde canlanmaktadır.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük, temel anlamının dışında ancak yan anlamda kullanılmıştır?

    • A) Elma ağacının dalı rüzgârda kırıldı.
    • B) Araba hızla yolda ilerliyordu.
    • C) Gözünü seveyim, bu işten el çek artık.
    • D) Masanın bacağı çürümüş, tutmuyor.
    • E) Adamın sesi tüm salona yayıldı.

    Yan‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anlam, bir sözcüğün temel anlamından uzaklaşarak yeni ancak o sözcükle mantıksal bağı olan anlamlarıdır. C seçeneğinde 'bacak' sözcüğü insan ya da hayvan organı olan temel anlamından uzaklaşmış; masayı ayakta tutan parçayı ifade etmek üzere yan anlamıyla kullanılmıştır. B seçeneğindeki 'gözünü seveyim' ve 'el çek' deyim niteliğindedir; A, D ve E seçeneklerinde ise sözcükler temel anlamlarında kullanılmıştır.

  23. 23. 'Adamın sözleri beni çok sarstı.' cümlesindeki 'sarsmak' fiilinin taşıdığı anlam özelliği aşağıdakilerin hangisinde de vardır?

    • A) Kamyon bozuk yolda çok sarsıldı.
    • B) Deprem binayı salladı, bazı duvarlar sarsıldı.
    • C) Tekne dalgalarla sağa sola sarsılıyordu.
    • D) Çocuk salıncakta öne arkaya sarsılıyordu.
    • E) Annesi hastalanınca tüm aile sarsıldı.

    Verilen‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlede 'sarsmak' fiili 'duygusal olarak derinden etkilemek, sarsmak' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır; fiziksel bir sarsılma söz konusu değildir. B seçeneğinde de 'aile sarsıldı' ifadesi duygusal çöküşü, derin üzüntüyü anlatmaktadır ve aynı mecaz anlam kullanımı mevcuttur. Diğer seçeneklerde ise sözcük fiziksel bir hareketi ifade etmektedir.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük somut anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Buz gibi su içmek bu sıcakta çok iyi geldi.
    • B) Soğuk bir insan olduğu için pek sevilmiyordu.
    • C) Üzerime öyle bir bakış fırlattı ki donup kaldım.
    • D) Onu görünce içim ısındı, sarıldım.
    • E) Tartışmalar giderek ısındı, herkes yüksek sesle konuşuyordu.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'ısındı' mecaz (tartışmanın kızışması), B seçeneğinde 'soğuk' mecaz (duygusuz insan), C seçeneğinde 'donup kaldım' mecaz (şaşkınlık), E seçeneğinde 'içim ısındı' mecaz anlamlıdır. D seçeneğinde ise 'buz gibi su' ifadesi gerçekten çok soğuk olan suyu nitelendirmektedir ve sözcük somut, gerçek anlamında kullanılmıştır.

  25. 25. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde 'taş' sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır?

    • A) Üstüne taş bas, unut gitsin.
    • B) Taşıma su ile değirmen dönmez.
    • C) Demir tavında, söz de sırası gelince söylenir.
    • D) Sert rüzgâr güçlü ağacı devirir.
    • E) Taş düştüğü yerde ağırdır.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde 'taş' fiziksel bir nesneyi, B seçeneğinde de fiziksel anlamıyla taşı ifade eder. D seçeneğinde ise 'taş bas' ifadesi 'unut, geç' anlamında kullanılmıştır; taş somut bir nesne olarak değil 'üstünü örtmek, gömmek, unutmak' eyleminin mecaz aracı olarak yer almaktadır. C ve E seçeneklerinde 'taş' sözcüğü geçmemektedir.